
Arkadaşımla sohbet ediyorduk ve o, daha önceden okuduğum bir konu üzerinde konuşmaya başladı ama ben bir türlü o konudaki bilgilerimi istediğim gibi sunamıyordum, yeterince iyi hatırlamıyordum, demek ki yeterince öğrenememiştim. Arkadaşım konuşurken ben başka bir dünyaya daldım. Neden öğrenemediğim üzerine düşünmeye başladım:
Gerçekten çok çalışıyordum…
Ama öğrenemiyordum.
Saatlerce kitabın başında oturuyor,
altını çiziyor,
aynı sayfayı üç dört kez okuyor,
hatta sayfalarca not çıkarıyordum.
Ve bütün bunları yaparken kendimi çok verimli hissediyordum.
Ama bilgiyi kullanma zamanı geldiğinde?
Beynim bomboş.
Sanki o kitabı hayatımda hiç açmamışım gibi…
Sonra çok önemli bir şeyi fark ettim:
Sorun zekâmda değildi.
Ben sadece beynin nasıl öğrendiğini yeterince bilmiyordum.
Ve bunu öğrendiğimde ders çalışma biçimim tamamen değişti.
Şimdi sana, daha az çalışıp daha çok öğrenmeni sağlayabilecek 10 önemli prensip anlatacağım.
1. ZORLANMIYORSAN, YETERİNCE ÖĞRENMİYORSUN DEMEKTİR
Bunu anlamak biraz zor.
Çünkü hepimiz kolay çalışmayı seviyoruz.
Kitabı okuyorsun…
Her şey tanıdık geliyor…
Cümleleri rahatça anlıyorsun…
Ve diyorsun ki:
“Tamam, bunu öğrendim.”
Hayır.
Tanımak, hatırlamak değildir.
Mesela aynı konuyu 5 kez okudun.
Beşinci okumada çok daha kolay geliyor.
Ama bunun nedeni mutlaka daha iyi öğrenmiş olman değil.
Beynin artık o sayfaya alışmış oluyor.
Gerçek öğrenme ise biraz rahatsız edici.
Kitabı kapatıp kendine:
“Ben az önce ne okudum?”
diye sorduğunda başlıyor.
Tam orada beyin harekete geçiyor
Ve cevabı bulmaya çalıştığında gerçek öğrenme başlıyor.
Bir keresinde bir öğrencim “hocam anlattıklarınızı çok iyi öğreniyorum” demişti
Ben de ona “gerçekten öğreniyor musun yoksa anlattıklarım sadece hoşuna mı gidiyor” diye sormuştum.
Bunun üzerine öğrencim “sanırım her ikisi de ama bunu nasıl ayırt edebilirim?” diye sormuştu.
Ben de ona “eğer derste öğrendiklerini dışarıda da düşünüyorsan, konuşuyorsan, paylaşıyorsan mesela anne babana anlatmak istiyorsan gerçekten öğreniyorsundur. Fakat ders bittiğinde, sınıftan dışarıya hiçbir şey çıkmıyorsa anlattıklarım sadece hoşuna gidiyordur ve o bilgiler pek kalıcı olmaz.”.
Ne kadar fazla zihinsel çaba gerekiyorsa o kadar iyi öğrenme gerçekleşir demek yanlış olmaz.
Bu yüzden ders çalışırken biraz zorlanman kötü bir şey değil.
Tam tersine…
O zorlanma, öğrenmenin bir parçası.
2. KENDİNİ HATIRLAMAYA ZORLA.
Bunun adı aktif hatırlama.
Ve öğrenmedeki en güçlü yöntemlerden biri.
Çok basit:
Bir konuyu oku.
Sonra kitabı kapat.
Ve kendine sor:
“Ben az önce ne öğrendim?”
Ama bu sefer;
Boş bir kâğıt al.
Aklında kalanları yaz.
Kimseye bakma.
Notlara bakma.
Kitaba bakma.
Beynini bilgiyi yeniden bulmaya zorla.
İşte öğrenme burada gerçekleşmeye başlıyor.
Çünkü okumak sana “Bunu biliyorum.” hissi verir.
Ama kitabı kapattığında gerçekten bilip bilmediğin ortaya çıkar.
Hatta bazen hiçbir şey hatırlayamadığını fark edeceksin.
Moralin bozulmasın.
Tam tersine sevin.
Çünkü artık neyi bilmediğini biliyorsun.
3. ARALIKLI TEKRAR, ÖĞRENMEYİ PEKİŞTİRMEK
“İnsan” kelimesi Arapça “nesy” yani “unutmak” kelimesinden türetilmiştir.
Yani, insan unutan bir varlıktır.
Bu kötü bir şey değil, belki beynin en önemli hayatta kalma fonksiyonlarından biridir.
Düşünsene acılarımızı unutamasaydık nasıl bir hayatımız olurdu.
Ya da sevinçlerimiz sürekli hatırımızda olsaydı…
Ama aynı unutma özelliği bazen işimize yarayan değerli bilgilerinde kullanılmasını engelliyor.
Peki bunu nasıl aşabiliriz?
Aralıklı tekrarla.
Bir şeyi bugün öğrendin diye bitti sanma.
Çünkü beynin unutuyor.
Mesele unutmayı engellemek değil…
Unuttuğun bilgiyi tekrar tekrar geri çağırmak.
Mesela şöyle bir sistem kullanabilirsin:
Bugün öğren.
Yarın kendini test et.
3 gün sonra tekrar test et.
1 hafta sonra tekrar et.
Daha sonra arayı aç.
Çünkü her hatırlama çabası, bilgiyi yeniden güçlendiriyor.
Asıl mesele saatlerce tekrar okumak değil.
Doğru zamanda tekrar hatırlamak.
4. KONULARI KARIŞTIR.
Çoğu kişi şöyle çalışıyor:
“Bugün sadece matematik.”
Sonra saatlerce aynı soru tipini çözüyor.
Bir süre sonra her şey kolaylaşmaya başlıyor.
Ama sınavda soru biraz değişince…
Düşünüyor:
“Bu neydi?”
Çünkü, beynin soruyu anlamaktan çok kalıbı ezberlemiş oluyor.
Bunun yerine farklı konuları birbirine karıştır.
Biraz birinci konuyu çalış.
Sonra ikinciye geç.
Sonra üçüncüye dön.
Sonra tekrar birinci konuya dön.
Evet, daha zor.
Ama daha kalıcı.
Çünkü beynin artık sadece bilgiyi değil, hangi durumda hangi bilgiyi kullanacağını da öğreniyor.
5. HER ŞEYE “NEDEN?” DİYE SOR.
Ezberlediğin bir bilgi çok çabuk kaybolur.
Ama anladığın bilgi kolay kolay kaybolmaz.
Mesela:
“Güneş, güneş sisteminin merkezidir.”
Bunu ezberleyebilirsin.
Ama daha iyisi şu:
“Neden merkezidir?”
Çünkü Güneşin kütlesi, gezegenlerin kütlesinden katbekat daha fazla. Bu devasa kütle çekim gücü, tüm gezegenleri ve gök cisimlerini Güneşin etrafında tutar.
“Peki kütle çekimi nedir?”
Kütlesi veya enerjisi olan her şeyin birbirini merkeze doğru çektiği görünmez bir doğa olayıdır.
“Peki bu çekim nasıl gerçekleşiyor?”
Bu konuda iki farklı teori var. Biri Newton diğer Einstein’ın…
İşte böyle devam ettiğinde…
Tek bir bilgiyi ezberlemek yerine bilgiler arasında bağlantılar kuruyorsun.
Ve beynin bağlantılı bilgileri daha güçlü bir ağ halinde tutabiliyor.
Bu yüzden kendine sürekli şunu sor:
“Neden?”
“Nasıl?”
“Bunun sebebi ne?”
“Bu gerçekleşmezse ne olur?”
“Bunu daha önce öğrendiğim hangi bilgiyle bağlayabilirim?”
Bir bilgiyi beş yaşındaki bir çocuğa anlatabilecek kadar basitleştirebiliyorsan, büyük ihtimalle anlamışsındır.
Sadece kitaptaki cümleyi tekrar ediyorsan…
Muhtemelen ezberlemişsindir.
6. “BİLİYORUM” HİSSİNE GÜVENME.
Derslerimde en başarısız öğrenciler
“hocam hep aynı şeyler ya, bunları biliyoruz” diyenler olmuştur.
Çoğu zaman öğretmenler, kitaplar, tezler, makaleler
giriş kısmında alt yapıyı oluşturur;
hatırlatmalar yapar, öncül bilgileri sunar ve zemini hazırlar.
Asıl bilgiyi ise zemin oluştuktan sonra verir.
İşte bu noktada sabırsız olanlar,
“bunları biliyorum” diyerek öğrenmeye kapanır
Ve hayaller aleminde gezinmeye başlarlar.
Bence insanların öğrenirken yaptığı en büyük hatalardan biri bu.
Bir konuyu okuyorsun.
Tanıdık geliyor.
Her şey çok mantıklı geliyor.
Ve diyorsun:
“Tamam, bunu biliyorum.”
Sonra sınav geliyor…
Ve cevap yok.
Çünkü tanıdık gelmekle gerçekten bilmek aynı şey değil.
Bu noktada biraz sabırlı olmak ve
konunun gelişme kısmını beklemek gerekiyor.
7. YANLIŞ YAPMAKTAN KORKMA.
Bu çok önemli.
Bir soruyu yanlış cevapladığında…
Aslında öğrenme için çok değerli bir şey oluyor.
Beyninde bir tahmin oluşuyor.
Sonra doğru cevapla karşılaşıyorsun.
Ve beynin:
“Ben böyle sanıyordum ama gerçek böyleymiş.”diyor.
İşte bu fark çok güçlü bir öğrenme fırsatı oluşturuyor.
O yüzden yanlış yaptığında:
“Ben aptalım.” deme.
Şunu söyle:
“Güzel. Nerede yanıldığımı gördüm.”
Hatta bazen yanlış cevaplar, doğru cevabı daha kalıcı hale getirir.
8. UYKUYU DERSİN DÜŞMANI SANMA.
Bu da çok yapılan bir hata.
“Bir saat daha çalışayım.”
“Bir saat daha…”
“Sabaha kadar bitireyim.”
Ama beynin öğrenmek için sadece bilgiye değil, zamana da ihtiyaç duyuyor.
Çünkü öğrendiğin bilgilerin pekişmesi için uyku önemli.
Yani uyku…
Ders çalışmaya ara vermek değil.
Öğrenmenin bir parçası.
Bu yüzden sınavdan önce sabaha kadar çalışıp uykusuz kalmak her zaman daha fazla öğrenmek anlamına gelmez.
Bazen bir saat daha ders çalışmak yerine bir saat daha uyumak daha akıllıcadır.
Özellikle yoğun öğrenme dönemlerinde düzenli ve yeterli uykuya öncelik ver.
9. BEYNİNE DOĞRU YAKITI VER.
Beynin çok çalışıyor.
Ve bunun için enerjiye ihtiyacı var.
Bu nedenle ne yediğin ve ne kadar su içtiğin de önemli.
Özellikle ders çalışmadan önce çok fazla basit şeker tüketmek yerine daha dengeli bir öğün tercih etmek daha mantıklı.
Yeterli protein…
Kompleks karbonhidratlar…
Yeterli su…
Ve dengeli beslenme.
Omega-3 açısından zengin besinler de beyin sağlığı açısından önemli olabilir.
Kafein ise dikkat ve uyanıklığı artırabilir.
Ama fazla tüketirsen uykunu bozabilir.
Buradaki mesele şu:
Beynine mucizevi bir besin bulmak değil;
Normal bir beslenmeye sahip olmak.
Beyninin çalışmasını zorlaştıracak alışkanlıklardan kaçınmak.
10. ÇALIŞMA ORTAMINI DEĞİŞTİR.
Bir şeyi sadece tek bir ortamda öğrenirsen, beynin bazen o bilgiyi o ortamla birlikte kodlayabilir.
Mesela sürekli aynı odada çalışıyorsun.
Aynı masa…
Aynı sandalye…
Aynı ortam…
Bu yüzden bilgiyi farklı ortamlarda da tekrar etmek işe yarayabilir.
Evde çalış.
Kütüphanede çalış.
Bahçede çalış.
Farklı bir odada çalış.
Böylece beynin bilgiyi sadece bir ortama bağlamak yerine farklı koşullarda hatırlamaya alışır.
Haydi şimdi bir kağıt kalem al ve bu sayfada öğrendiklerini hatırlamaya çalış.
İlla sırasına göre yazman gerekmiyor.
Ne kadar detay hatırlıyorsun.
10 Maddenin kaçını yazabileceksin.
Haydi vesselam.